ters tepen reklamlar; komşu restoran, ayşe arman vs
ben reklamcı değilim. sıradan bir vatandaşım. fakat dünkü olayın ilk sıcaklığı geçtikten sonra oturup bir daha düşündüm.
dünkü olay neydi? komşu restoranın garsonların koltuk altlarına botoks yaptırması.
şimdi bakın benim kokuyla ilişkim nasıldır; diyelim ki birinin bir yerin kokusundan rahatsız oldum. ter olması şart değil, herhangi bir kokudan rahatsız oldum. bir daha çok ama çok zorunlu değilse o kişiyle görüşmez o yere de gitmem. kendimin bile inanamadığı bir olay yaşadım bundan yıllar önce;
vücud kokusundan rahatsız olduğum bir arkadaşımı telefonla arayıp, görüşmeye gidemeyeceğimi işimin olduğunu anlatırken kokusu burnuma geldi! telefonu kapatıncaya da kadar da bu böyle sürdü; kabus gibiydi. bir daha hiç görüşemedim o arkadaşımla.
diyelim ki bir arkadaşım aradı, olaydan da haberi yok ve beni komşu restorana davet ediyor. olur mu olur. e ben gidemem! nasıl giderim ki kafamda ter kokusu ve komşu üstüste yerleşti bir kere; üzgünüm ama böyle. orada çalışan insanlarla değil bakın burası çok önemli, gazeteye haber olmaları ayşe arman'ın köşesine böyle yazı konusu olması kafamda yeri ter kokusu ile birleştirdi.
ayrıca daha da ileri gidersem yahu bu insanlar hakikaten kokuyor muydu bu kadar diye bile sorabilirim ama sormayacağım; zira, çalışanlarla bir sorunum yok benim, ben biliyorum ki onlar bunu patronun isteğiyle yaptırdılar.
geçelim. komşu=ter kokusu=botoks olarak kaldı kafamda; kazısan da çıkmaz artık!
reklamcılıkta elbet vardır bunun adı.
naz ela
0 yorum yazılmıştır